Hepimiz o evlerde büyüdük.
Kapısı çoğu zaman kapalı olan o misafir odalı evlerde.
İçindeki halı evin en güzel halısı ama en az kullanılanı.
Kimi evlerde halının üzerine, halı kirlenmesin diye bir kilim bile serildiği oldu.
Evin en güzel halısı, aman başına bir şey gelmesin diye hepimizin korkulu rüyası oldu.
Belki de halıyla kurduğumuz ilk ilişki buydu:
Üzerinde yaşamak değil, onu korumak.
Çünkü her zaman mantığımız şu şekilde işledi: Güzel bir halı pahalıdır. Pahalı olan korunur.
Korunan şey ise yaşanmaz.
Böylece halıyla birlikte eve tedirginlik de almış olurduk.
Biz bu hikâyenin nerede başladığını biliyoruz.
Çünkü BLG Home'dan önce, yıllarca halı ürettik. Halının fabrikadan çıkarken neye mal olduğunu da biliyorduk, aynı halının eve girene kadar nasıl bir fiyat yolculuğundan geçtiğini de.
Biz bu yolculuğu kısaltmak ve halıyla kurduğumuz bağı değiştirmek için kurulduk.
Daha hafif, daha kolay taşınabilen, yıkanabilen ve tasarımın sınırlarını genişleten bir üretim anlayışı. Bir halının güzel olması için pahalı olması gerekmiyordu.
Çünkü bize göre bir halının gerçek değeri mağazada değil, evde ortaya çıkıyordu.
Üstünde koşulduğunda, çay döküldüğünde, yıkanıp yeniden serildiğinde.
Bir halı ancak yaşandıkça halı olur.
Biz halıyı evin ücra köşesine kaldırılsın diye değil, hayatın tam ortasına sermek için üretiyoruz.
İstemeye değecek, korkmaya değmeyecek olan halılar.
Çünkü üstünde yaşanmayan halı, sadece bir kumaştır.